Leyla Sultan's profile...LeyLa SultaN...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
...LeyLa SultaN..."Kalbin aklına, Aklın aklı ermez ki" (Güneri Cıvaoğlu) |
|||||||||
|
Ziyaretci defterimede bir seyler yazarsiniz artik...
doetse en Erna Swrote:
Nov. 16
Anja Hoddewrote:
Hoi Laila,
Dank je wel lieve schat van me.
Jij hebt een speciaal plekje in mijn hart.
Met je laatste weblog de 7 advices ben ik het volkomen mee eens.
Dat wat je in het Turks geschreven hebt weet ik niet, maar het zijn vast inspirerende woorden die mijn gevoel ook zullen aanspreken.
Groetjes en zie je wel weer op het werk.
Doei,
Sept. 6
metinwrote:
leyla sultan biraz gezinti yaptim sayfanda gercekten guzel seylere rastladim tebrik ederim vede basarilar dilerim kib aeo
firsat buldukca ara sira ugrarim buralara hersey gonlunce olsun kal saglicakla byeeeeeeeeeeee
May 7
Leyla Sultan Yildirimwrote:
Hey liefjem! Leuk om je hier te zien.. OPtum MucuKs
Jan. 28
LaZoOowrote:
hOI sGat Ik KEnN jE nIET:) MaAR IS GEen reden Om niet te zeggen dat je Space er heel leuk uitziet :)
Leuke fotos sgat
Succes in je leven:)
ps: fatos is ook mijn sgatje:P
doei doei (K)
Jan. 27
|
December 04 (_BağlanmayacaksıN_)Bağlanmayacaksın bir şeye
Öyle körü körüne “O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin Demeyeceksin işte Yaşarsın çünkü Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki Çok sevmeyeceksin mesela O daha az severse kırılırsın Ve zaten genellikle o daha az sever seni Senin O’nu sevdiğinden. Çok sevmezsen çok acımazsın Çok sahiplenmeyince Çok aitte olmazsın hem Çalıştığın binayı Masanı, telefonunu, kartvizitini Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları Mesela kuzey yıldızı Senin yıldızın olacak “O benim” diyeceksin Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin.. Mesela gökkuşağı senin olacak İllede bir şeye ait olacaksan, Renklere ait olacaksın, Mesela turuncuya, Yada pembeye, Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden Çok ait olmadan yaşayacaksın Senin değillermiş gibi davranacaksın Hem hiçbir şeyin olmazsa Kaybetmekten de korkmazsın Onlarsızda yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın Çok eşyan olmayacak mesela evinde Paldır küldür yürüyebileceksin İlle de bir şeyleri sahipleneceksen Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat İlişik yaşayacaksın Ucundan tutarak... Can Yücel November 16 .. .. ♫♫♪♪♫...FIRTINAM...♫♪♪♫♫♪♪ .. .... .. ♫♫♪♪♫♫♪♪♫♫♪♪ .. ..
Çoban oldum gidiyorum Yapayalnız bu diyardan Kırbacını vurma yüzüme Düşürür halim zor aah Düşürür halim zor aah
Karın oldum eriyorum Güneş olma yamacımda Irmağın olurum senin
Sularım önünde durma Sularım önünde durma Yolum uzun Gör güzelim Vakit doldu ben gideyim Küçük yaşta ağlar oldum
Fırtınamsın benim Sen estikçe ben titrerim .. .. ♫♫♪♪♫♫♪♪♫♫♪♪ .. ..
HAYKO CEPIN
October 29 !!!NEYİ YAŞAMAK İSTİYORSAN ONU YAŞA!!!Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki, Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde. Hem kızdım hem güldüm halime Sonra dedim ki ' söz ver kendine ' Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin. Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin. Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle çok değerliymiş ki zaman, Hep acele etmem bundandı Anladım... [Friedrich Nietzsche] September 28 . .. iŞTe MaSaL .. . Karanlığın sonu olduğuna inanmazdım eskiden. ..
Upuzun bir gecede, tek başına yürümekti 'yaşamak', Sonsuza kadar yürümek. .. Sessizce bağırmak, Çığlık çığlığa susmaktı, Gözyaşlarınla gülmeyi öğrenmek, Her nefeste ölümü dilemekti. .. Birgün o geldi,. .. geceye inat ! Hergün yeniden doğan güneş gibiydi. . . Tüm dunya ona karşı olsa bile susmuyordu ! Sevginin, bilmediğim diliyle konuşuyordu gözleri. .. Renklerin en güzeliyle bakıyordu yüzüme, mavinin en delisi , yeşilin en yeşiliyle . .. İçimin bulutları dağılıyordu, sıcacık gülüşüyle, Annemin, bir varmış. .. bir yokmuş diye başladığı, Sonu rüyalardan tatlı masallara çağırıyordu beni Prens olmadığımı bile bile elimden tutuyordu. .. Hiç gitmesin istiyordum, bu masal hiç bitmesin. .. kalbinde saklasın beni, yerimi kimse bilmesin. .. _ALINTI_
September 05 Seven Advices of Mevlâna / Hz. Mevlâna’nın Yedi Öğüdü
In generosity and helping others be like a river...
September 03 ***Güneş topla benim içiN***Seher yeli çık dağlara
Güneş topla benim için Haber ilet dört bir yana canım Güneş topla benim için Umutların arasından Kirpiklerin karasından Döşte bıçak yarasından canım Güneş topla benim için Seher yeli yar gözünden Havadaki kuş izinden Geceleyin gökyüzünden canım Güneş topla benim için September 01 .:.HerKeZe BaşarıLaR.:.Daha dün annemizin Içlerine dalardık
Şimdi okullu olduk
Bu yıl son yılım hayırlısıyla!! Eh artık aileye bir (Ingilizce) öğretmen daha geliyor... Çok stresli günler bekliyor beni ve beni destekliyenleri ama umarımki çar çabuk geçer! Bu sadece benim için geçerli değil tabiki, bu yıl herkeze başarılar diliyorum… Çok çalışalım, hedefimize çabuk ulaşalım!! Haydin bakalım, hepimize kolay gelsin!!! August 28 YanLıZ BiR OperASıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren, Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin. Ve hala bilmiyordun sevgilim Ben sende bütün aşklarımı temize çektim Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana Bütün kazananlar gibi Terk ettin. Yaz başıydı gittiğinde, ardından, Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim. Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum. Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum. Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine Çerçevesine sığmayan Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu. Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma. Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? 'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda. Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını Takvim tutmazlığını Aramızda bir düşman gibi duran zamanı Daha o gün anlamalıydım Benim sana erken Senin bana geç kaldığını. August 24 ...Güvercin KanadınA MektuP...BU bir mektup.Kuş, güvercin kanadına yazıldı.Kimin vicdanına konarsa o okusun diye.Ölüm üzerine... Mayın üzerine... Kürt meselesi... Türk meselesi üzerine. Güzel kelimeler... Ve çirkin kelimeler üzerine. Ölüme doğru yapılan bu korkusuz koşudan korkuyorum. Mayınlarla parçalanan kardeş cesetleri odamda, yanıbaşımda duruyorlar. Yazdığım her kelimeye daha bir dikkatle bakıyorlar. Onlar dün parçalandılar. Yazıklar olsun diye başlıyor aklıma gelen her cümle şimdi. Yazıklar oluyor zira, insanın biriktirdiği en güzel şeylere. Yazıklar oluyor, bir çocuğun Kürtçe, Türkçe veya her ne hal ve her ne dilde ise gülümsemesine... HER SİLAH ÖLDÜRÜR AMA MAYINDAN KAHPESİ YOKTUR Sevgiliye hediye almaya, pazar alışverişine çıkmaya, bir bebek sahibi olmaya, sigarayı bırakmaya, piknik yapmaya, bir insanı her şeyden çok sevmeye.... Yazıklar oluyor... Yazıklar oluyor hayatın bizzat kendisine. Yapmayın! Mayınlar döşemeyin geleceğinizin güzergáhına. Bu kalleşin ne zaman patlayacağı belli olmaz. Bazen yıllar sonra, bir küçük kız çocuğu çiçek toplarken denk gelir, bazen yirmi yaşındayken ve daha önce hiç görmediğin bir yerde, daha önce hiç tanımadığın insanların arasında hem anayasal hem siyasal hem mukaddes bir yolculuk sırasında.... İnsanoğlu her melaneti icat etti; ama mayından kahpesi yoktur. Her silah öldürebilir, her zaman öldürme potansiyeli taşır; ama mayın MUTLAKA ÖLDÜRÜR. Mayın ıskalamaz! O birini mutlaka öldürür! Uğursuz bir pusuya yatar ve patlayana kadar, bir can üstüne basana kadar bekler. İnsanın icat ettiği EN ÇİRKİN şey silahtır. Ve silahların EN ÇİRKİNİ MAYINDIR! Sebebini unuttum kavganın ve umurumda da değil siyasi tartışmalar. Bir tek şey için dua ediyorum her gece, her gündüz: Kimse genç ölmesin dağlarımızda. EN GÜZEL KELİME ’BARIŞ’ ARTIK SOYTARI KELİME Silahlar susmadan sebebi konuşmaya imkán da yok lüzum da. Aklın sesi, akılsızlık susmadıkça duyulmuyor. Ve o zaman akla sadece DURUN demek geliyor. Hemen şimdi DURUN! Hiçbir haber geçmiyor ajanslar artık, ölümsüz. İçinde acı olmayan gecemiz yok.. Ne oldu diyorum yine, kim hangi korkunun, hangi uğursuz hesabın peşinde diye... Barış artık soytarı bir kelime... Her ağızda var; ama hiçbir yerde yok. Nerede bu barış? O, insanın icat ettiği EN GÜZEL kelime. Ama kelimelerle ne isterseniz onu yaparsınız. Barış dersiniz; ama savaş manasınadır. Hatta bütün savaşlar barış için yapılır. Ve herkes adil bir barış için savaşır. Ve akıl der ki, aslında savaşmıyorsanız barışmaya başlamışsınız demektir. Bir barış için yapılması gereken ilk ve belki de tek şey savaşmamaktır. Silahlar patlamaya başlamışsa orada insanın bulduğu güzel kelimeler orayı terk eder. SEVDADAN GAYRISINA AĞIDIMIZ OLMASIN Kelimeler de ölür bazen... Ve kelime cesetleriyle yaşanmaya başlar hayat. O kelimelerin, o cesetlerin... Nece olduğu, yani bu ölülerin ölürken son nefeslerinde hangi dilde konuştukları artık akılsızlığın gölgesinde soğuyan HAYATIN, YAŞAMANIN ta kendisidir. Ölen yirmisindedir. Artık, ardından söylenen ağıtlar kalır. Ve Anadolu’da ağıt sıkıntısı yoktur. Kürtçe’de de, Türkçe’de de binlerce ağıt vardır. Hatta aynı ağıtın hem Kürtçe’si hem Türkçe’si vardır. Yürek yakmak iyi bir işse, ikisi de eşit derecede yürek yakmaktadır. Ama yüreğimizde artık dağlanacak yer kalmamıştır. Sevdadan gayrısına ağıdımız olmasın artık. Şimdi hepinizin huzurunda yalvarmak istiyorum. Gördüm anladım, yapacak hiçbir şey kalmadıysa yalvarıyorum işte. Kendimi küçük düşürmek istiyorum. Taviz vermek istiyorum. Kimin elinde bu kanı durduracak bir güç varsa, ister şeytana tapsın ister puta, ister bir tek Allah’a... DİZLERİMİN ÜSTÜNE ÇÖKTÜM YALVARIYORUM Kimin dudaklarının ucundaysa bunca gencecik hayat, ben ona yalvarmak istiyorum. Ne olur? Bu işi durdur. Ben siyaset miyasetten bahsetmiyorum. Dizlerimin üstüne çöktüm, "Bu genç ölümleri durdur" diyorum. Kimse ateş etmesin kimseye. Hiçbir gerekçeyle. Hatta kendini savunmak için bile... Çünkü savunmaya başlayana kadar masumsun ve masum güzel bir kelime, masum kal... Kim hangi mayının yerini biliyorsa yalvarırım söylesin. Bir káğıda yazsın, bir şişeye koysun, suya salsın söylesin. Kim hangi mayının yerini biliyorsa, kimin gücü yetiyorsa olası ölümlere engel olmaya, ona yalvarıyorum işte. İster şeytana tapsın ister puta, ister oralı olsun ister bizim buralı. Gücü yetiyorsa eğer durdursun bu işi. Ben, bir yurttaş, bir insan olarak kendimi küçük düşürüyorum. İşte açık açık yalvarıyorum, durdursun durdurmaya gücü yeten. Süresiz ve sonsuza kadar. Yalvarıyorum. Dizlerimin üstüne de çöktüm ve ağlıyorum işte. YAZGI BİRİNİ KIŞLAYA BİRİNİ DAĞLARA GÖTÜRMÜŞ Sonra sabahlara kadar tartışalım. Ama şimdi durdur. Yalvarırım. Gençler, çocuklar ölüyor, hepsi kardeş, hepsinde aynı muska, aynı yazgı, aynı televizyon, aynı futbol, aynı hayat... Hepsinin gerisinde dualara bürünmüş paramparça bir sevdalı. Hepsi genç, hepsi güzel... Hepsi Türk, Hepsi Kürt... Gençler... Yazgının biri kışlaya, diğeri dağlara götürmüş... Kürtçe’de "cehel" derler. Kulağa cahil gibi gelir; ama "henüz bilmez" manasındadır, henüz yolun başında manasında... Yalvarırım ne olacak... Benden ne eksiltecekse bu yakarış eksiltsin, maksat hayat çoğalsın bu dünya cennetinde. Bir yangında hep güzel kelimeler yanarken, çirkinleri hayatta kalır... Kınamak, sövmek, hangi haklı gerekçeyle olursa olsun yangına körükle gitmek. Ben kimseyi kınamıyorum, ben kimseye sövmüyorum, ben bu işin tamamını SEVMİYORUM. Kurtulalım istiyorum bu vebadan. Kimseyi haklı bulmuyorum, kimseyi haksız bulmuyorum. Küstüm. ’MIRIN’ DENİR KÜRTÇE’DE ’ÖLÜM’DÜR TÜRKÇE’DE Konuşmuyorum bu konuyu... Silahlar susana kadar "SİLAHLAR SUSSUN"dan başka konu konuşmak istemiyorum... İstemiyoruz. Ölmenin, öldürmenin hiçbir türünü, çeşidini sevmiyorum. Ben genç bir hayat kurtulsun istiyorum her tür kavgadan. Hatta kavgayı öven şiirlerden bile uzak dursun istiyorum. Her çocuk çirkin kelimelerden uzakta yaşasın istiyorum. Eğer o kelime çirkinse, çirkinin hizmetindeyse, Kürtçe söylemişin, Türkçe söylemişin çıfayda... Hiçbir dil çirkin bir kelimeyi güzelleştiremez. Ölüm her dilde çirkin bir kelimedir. "Mırın" denir Kürtçe’de. Anadolu’da konuşulan bütün dillerde karşılığı vardır. Bunların içinde resmi olan "ölüm"dür. Türkçe’dir. Ve ölüm kelimesi, resmi ya da gayri resmi her dilde eşit derecede çirkindir. "Yaşam"a gelince.... Kelimelerin en şahanelerinden. İçi açık açık ve kelimenin her manasıyla "hayat" doludur... Ve hayat, varlığından emin olduğumuz tek şeydir... DİL, BİR OLUŞLAR ZİNCİRİNİN SONUCUDUR Kürtçe’de "jiyan" denir. Yaşam, her dildeki en güzel kelimedir. Belki bir tek rakibi vardır, o da "aşk"tır elbette. Aşk... Kürtçe’de "evin" denir. Bu kelimelerin içinde resmi olan "aşk"tır; ama aşk kelimesi her dilde eşit derecede güzeldir. Anadolu’da en az iki kişinin birbiriyle konuşup anlaştığı bir dil varsa ben onu bile öğrenmek istiyorum. Sadece iki kişi bir dil icat etsin, ben çok merak ederim onu. Çünkü bu iş öyle kolay değildir. Dil yani lenguiç, çok geniş ve karmaşık bir sesler organizasyonudur. Ve bir dilin oluşması, hiç kimsenin tasarlamasına imkán bulunmayan ve yüzyıllar boyu süren bir olaylar, oluşlar zincirinin sonucudur. Bazı insanlar başka seslerle, bazıları başka seslerle anlaşırlar... O sesler onların bünyelerinden, yani hayatlarının, kuşaklar boyu yaşamışlıklarının içinden süzülerek akar. Sonuç her zaman mükemmeldir. Çünkü bir dilin yapımında milyon, milyar insanın katkısı vardır ve bu katkı o insanlar yaşadıkça devam eder. ’ACI’NIN YANINA ’ŞİFA’ ’İNTİKAM’A ’BAĞIŞLAMA’ İşte bu yüzden bütün diller, insanoğlunun en büyük, en mucizevi eserleridirler. Ve dil akışkan bir şey, düpedüz bir nehirdir. Bünyesine uyan her su içine akar. Her dilde başka dilden göçmen kelimeler vardır. Onlar o dilin yurttaşı olurlar sonra. Buna bazısı yozlaşma der; ama "yozlaşma" zaten çirkin bir kelimedir. Güzel dil ya da çirkin dil diye bir şey yoktur. Hepsi şaşılası bir kolektif çabanın ürünü, birer insan harikasıdır. Güzel kelimeler vardır, çirkin kelimeler vardır. Ve bunlar bütün dillere eşit sayıda yayılmıştır. Her çirkin kelimenin yanına bir tane iyisini eş edeceğiz. "Acı"nın yanına "şifa", "zor"un yanına "çaba", "intikam"ın yanına "bağışlama".... "Ölüm"ün yanına "hayat"! Sivil olan, sivil hakların geliştirilmesini isteyen bir yurttaş, silaha hiçbir zaman elini sürmemelidir. Haklılığını sivilliğinden alan kişi sivillikten vazgeçerse haklı olmaktan da vazgeçer... RESMİ OLANI TÜRKÇE’DİR AMA HEPSİ ÖZGÜRDÜR Artık sivil de değildir haklı da. Bir dilde manası çirkin olan, yani çirkin bir şeye isim veya duruma sıfat olan kelime sayısı artmışsa işte o zaman o dil, evet "yozlaşıyor" demektir. Dil yani lenguiç, iyi kullanılmazsa tehlikeli olur. Çünkü dil, her türlü kullanıma müsait mükemmel bir ses organizasyonudur. İnsanları başkalaştırır. Ama "başka"dan korkmaya gerek yoktur. "Başka" güzel bir kelimedir. Çünkü aslında aynı dili konuşan, konuşmayan herkes "BAŞKA"dır. Ve başka, başkalık güzeldir. Başkasının başkalığıyla birleşiriz ve bu birleşme bazen AŞK diye patlar. Ve aşk nerede olursa olsun kendisi dışındaki her şeyi önemsizleştirir. Biz kendi bahçemizdeki dillerin hepsini bilek, öğrenek, bir de üstüne İngilizce, Fransızca filan çakıp dünyanın karşısına çıkak. Diyek ki bizim bahçede insanoğlunun şu kadar senede imal ve muhafaza ettiği diller, hazineler var! Süryanice var, Keldanice var, daha araştırsak bulacaklarımız var... Bunların içinde resmi olanı Türkçe’dir. Ama hepsi Türkçe kadar özgürdür diyelim. KÜRTÇE’Yİ CENDEREDEN TÜRKÇE KURTARACAKTIR (Hem belki diğer dişlerini de yaptırmasına yardım edebiliriz şu tek dişli, tek taşlı medeniyetin.... "BİZ"i düzeltirsek herkesi düzeltiriz.) Hepimizin eşit derecede duyacağı bir gururla dünyaya diyelim ki: Bizzat Türkçe’nin kendisi diğer dillerimizin güvencesidir. Çünkü onları özgürleştiren şeyler Türkçe yazılacaktır. Türkçe bizim ortak dilimizdir ve ortak kimliğimizi oluşturur. Ve Türkçe, güzel kelimeleriyle her şeyi iyileştirebilir. Kürtçe’yi bu cendereden çıkarabilir. Alır bu Mezopotamyalı kardeşini, önce yaralarını iyileştirir. Onu özgürleştirir... Kürtçe’yi, korku salan, öfke çağrıştıran bir meselenin parçası olmaktan, bu hiç hak etmediği yankısından Türkçe kurtaracaktır. Çünkü DİL güncel bir mesele değildir. Güncel bir kavganın konusu olması, hiç hak etmediğimiz bir trajedidir. Ve kavga da (ki Kürtçe şer denir), trajedi de (ki ona Kürtçe’de de trajedi denir) çirkin kelimelerdir. Elbette bütün kelimelerle ilgili kullandığım "güzel" ve "çirkin" kelimeleri tırnak içindedir. Bazı tırnak kalın, bazısı incedir; ama hepsi tırnak içindedir. Çünkü asıl güzel olması gereken, kelimelere yön veren mekanizmadır ve bildiğim kadarıyla ona da akıl denir. TAKATİMİN SONUNDAYIM ELİMDE SADE KELİMELER Akıl dilin patronudur ve hiçbir zaman ve hiçbir koşulda yetkilerini akılsızlığa, öfkeye devretmemelidir. Bu bir mektup. Kanamalı bir güvercinin kanadına yazıldı. Hangi yüreğe konarsa o okusun ve bu ölümcül gidişi durdurmak için yapabileceği bir şey varsa hemen şimdi yapsın diye yazıldı. Ölüm üzerine... Mayın üzerine yazıldı. Kürtçe meselesi, Türkçe meselesi üzerine bir yakarış bu. Ben... Yani kalemden başka silah, vicdanından başka pusula tanımayan, bilmeyen ben... Ne elimde dünyayı kurtaracak bir bilgi var, ne düşleri aydınlatacak bir lamba... Elimde sade kelimeler... Dizlerimin üstüne çöktüm, ağlıyorum. Takatimin sonundayım ve durun diyebiliyorum sadece. Yalvarırım... Durun! Durdurun!
Yılmaz ERDOĞAN July 20 KALBİN AĞLASADA GÜLÜMSE İNADINAKalbin ağlasada gülümse inadına
Düşler takıp saçlarına yürü umutlara.. Düşler takıp saçlarına yürü rüzgarlara.. Kurduğun hayalleri ayazlar yıksada Sen yeter ki hep ümit et, Hayat döner sana.. O pembe gülyüzünü kederle soldurma
Dalda ki son yaprak gibi sarıl hep hayata.. Dalda ki son yaprak gibi sarıl hep hayata..
Kurduğun hayalleri ayazlar yıksada Sen yeter ki hep ümit et, Hayat döner sana.. Unutma !
Göğün asıl rengi mavidir En kör gece bile sabahtır sonunda Kalbin ağlasada gülümse inadına Düşler takıp saçlarına yürü rüzgarlara.. O pembe gülyüzünü kederle soldurma Daldaki son yaprak gibi Sarıl hep hayata Geçerken acılardan gülmeyi unutma Fırtınalara direnmektir yaşamak birazda Kurduğun hayalleri yağmurlar yıksada Sen yeter ki hep ümit et, Hayat döner sana... Sen yeter ki hep ümit et, Hayat döner sana... şarkıyı söyleyen solist: dilek yıldız vokal:cem yıldız söz:gülbahar uluer müzik:cem yıldız June 03 ~~{@ Rüzgara Karşı Yürüyen AdaM @}~~May 29 ...ŞEHIR...
Konstantinos Kavafis
May 07 Teşekkürler Hayatgracias a la vida, que me ha dado tanto.
me dio dos luceros, que cuando los abro, perfecto distingo lo negro del blanco, y en el alto cielo su fondo estrellado, y en las multitudes el hombre que yo amo. gracias a la vida, que me ha dado tanto, me ha dado el sonido y el abecedario. con él las palabras que pienso y declaro, "madre,", "amigo," "hermano," y los alumbrando la ruta del alma del que estoy amando. gracias a la vida, que me ha dado tanto. me ha dado la marcha de mis pies cansados. con ellos anduve ciudades y charcos, playas y desiertos, montañas y llanos, y la casa tuya, tu calle y tu patio. gracias a la vida que me ha dado tanto me dio el corazón, que agita su marco. cuando miro el fruto del cerebro humano, cuando miro al bueno tan lejos del malo. cuando miro el fondo de tus ojos claros. gracias a la vida que me ha dado tanto. me ha dado la risa, y me ha dado el llanto. así yo distingo dicha de quebranto, los dos materiales que forman mi canto, y el canto de ustedes que es el mismo canto. y el canto de todos que es mi propio canto. gracias a la vida que me ha dado tanto. ~~(@ ~~(@ ~~(@ ~~(@ ~~(@ ~~(@ ~~(@ ~~(@ ~~(@ teşekkürler hayat; verdiğin her şey için; her açtığımda siyahı beyazdan, cennetin huzmesini karanlıktan, sevdiğim erkeği kalabalıktan çıkarıp bana sunan gözlerim için teşekkürler hayat, verdiğin her şey için hayatın sesi ve kelimelerim düşüncelerim, ettiğim kelamlar, annem, dostlarım, kardeşim ve parlayan güneş ve aşkın izleri için teşekkürler hayat, verdiğin her şey için; duyduğum tüm sesler; gece, gündüz, ağustos böcekleri, kanaryalar, çekiçler motorlar, köpek bağırışları, rüzgar ve yarin sakin fısıltıları için teşekkürler hayat, verdiğin her şey için; caddelerinde, göl kıyılarında, dağlarında ovalarında, leb-i deryada yahut suya hasret çöllerinde ve evlerinde yorulan adımlarım için teşekkürler hayat, her şey için; yıkıntılardan kendimi yeniden yaratabildiğim ve yeniden hayata sunabildiğim için kahkahalarım, göz yaşlarım ve bu şarkı için her şey için teşekkürler!!!! Violeta Parra May 02 CiNaYeT
Seni sevmek yerine öldürmeyi tercih ettim. Çünkü sendin sevgime laik olmayan. Ben ise, ölümüne sevdim…
Şimdi ise bir cinayet için mahkum edilmeye hazirim, senin için.
Ben seni kalbime gömdüm…
Aşkımıza delil kalan ise sadece bu satırlar. Kararı alabilecek hakimi beklemekle geçireceğim günlerimi;
Seni, kalbimdeki gömmüş olduğum aşkımızı düşünerek… SulTaN March 21 Masum deðiliZKan ter içinde uykularýndan uyanýyorsan eðer her gece
Yalnýzlýk sevgili gibi boylu boyunca uzanýyorsa koynuna Olur olmaz yere ýslanýyorsa kirpiklerin artýk herþeye Anneni daha sýk anýmsýyorsan hatta anlýyorsan Kalbini bir mektup gibi buruþturulup fýrlatýlmýþ Kendini kimsesiz ve erken unutulmuþ hissediyorsan Ýçindeki çocuða sarýl Sana insaný anlatýr Eller günahkar Diller günahkar Bir çað yangýný bu Bütün dünya günahkar Eller günahkar Diller günahkar Bir çað yangýný bu Bütün dünya günahkar Masum deðiliz hiçbirimiz Masum deðiliz hiçbirimiz Söz: Sezen Aksu, Meral Okay
Müzik: Uzay Heparý, Sezen Aksu
January 15 LeyLaLeyla ela gözlü bir çöl ahusu
Saçları bahtından daha siyahtır Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Derdini ağlarken yanan bir muma İpek saçları elime ördüm Ve bir kemend gibi taktım boynuma Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Bir damla inciydi kirpiklerinde Aşkın ıstırapla dolu rüyası Bir başka güzellik var kederinde Bir başka güzellik ruhunun yası Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır {Ahmet Hamdi Tanpinar} DünYa HaLiDünyanın Bir Yarısı Öbür Yarısından Nefret Ediyor... Bir Yarısı, Yiyeceğin Hepsine Sahip... Ve Kalan Yarısı, Boynu Bükük Sessizce Açlık Çekiyor... Yok Çünkü Herkez Için Yeterli Sevgi Ve Tüm Aradığımız Dostum: 'Sempati' ...DerS...Hayat Bazen
Sert Bir Öğretmendir. Önce Sınav Verir.. Sonra Ders... Mert Düşman,
Šerefsiz Dosttan Iyidir...
Her Örtülüye Kadın, Her Bıyıklıya Erkek DenmeZ... December 07 {(NaSiHaT)}October 23 ZAP ŞİİRİKaranlık gecede kara sudan zap suyuna giden yol, October 14 Bayraminiz kutlu olsun!!!Sen gittin gideli
Ýçimde öyle bir sýzý var ki Yalniz sen anlarsin Sen þimdi uzakta Cennette meleklerle Bizi düþler aðlarsýn Bugün Bayram
Erken kalkýn çocuklar Giyelim en güzel giysileri Elimizde taze kir çiçekleri Üzmeyelim bugün annemizi Sen yaz geceleri
Yýldýzlar içinden ara sýra Bize göz kýrparsýn Sen soðuk günlerde Kalbimi ýsýtan en sýcak anýsýn Bugün Bayram
Erken kalkin cocuklar Giyelim en güzel giysileri Elimizde taze kýr cicekleri Üzmeyelim bugün annemizi Bugün Bayram
Çabuk olun çocuklar Bayramlarda hüzünlenir melekler Ömür alýr bu güzel çiçekler ...BaRış MaNçO... September 24 ...SeviLmedeN SeVmeK VaRyA O DaHa BeTeR...
Git hadi git, cigerim yaniyor...
Son gece bu, beni sevsen ne olur!?!
Kim saracak, beni kim sevecek??
Dur dokunma, yuregim aciyor!!
Sevme beni sevdalardan vurgunlar yedim!
Bana cok gordugun aski sen ellere ver!!
Terk edilisim ilk degil alisirim gonlum..
Sevilmeden sevmek varya o daha beter!!..
Hadi beni oldur,
Beni unut,
Hadi beni gom yanlizliga,
Hadi bana hepsi yalan de,
Beni birakma...
...SoneR AricA...
April 04 ..,CoCuKsU,..Bazen cocuk olmak geliyor insanin icinde, cocuksu olursun.. Ama hic bir zaman zamani geriye ceviremezsin.. Tekrar bir cocuk olamazsin, hersey vaktiyle guzel olur cunku..
Dolasirsin diger cocuklar gibi parklarda, cocuklugun gelir aklina, cocuksu olursun.. Sende oynarsin, kosarsin, dusersin, yaralanirsin ama bir cocuk gibi aglayamazsin, hersey vaktiyle guzel olur cunku… Dalip gidersin eski zamanlara, bir huzun sarar seni, cocuklugun gelir aklina. Yaptigin her sey gelir aklina, cocuk olmak istersin tekrar.. Cocuksu olmayi dilersin ama hersey vaktiyle guzel! SulTaN KorkuKorkuyorum kendimden,
Kendi soru ve sorunlarimdan.
Korkuyorum hislerimden,
Basaramayacagimdan.
Korkuyorum yasamaktan,
korkulari gormekten.
Korkuyorum haramlardan,
Gunahlari yasamaktan.
Korkuyorum insanlardan,
yalanlarini yakalamaktan.
Bu hayattan korkuyorum,
Artik olmaktan...
"Geceleri hickiriklarla uykuya daldigim zamanlari ariyorum kendimce. Eski dostluklari ozluyorum, gercek dostluklari. Kucuklugumu ozluyorum, buyumussum gibi sanki. Aglamayi ozluyorum. Her hangi bir duyguyu yasamayi ozluyorum. Gulmek bile sahte artik, herseyin sahte oldugu gibi. Utanmamayi, kacmamayi, gunahlari dusunmeden yasamayi ozluyorum! Saatlerce oturup sohbet etmeyi ozluyorum. Kisacasi yasami ozluyorum. Cicek gibi kurumayi, yasamamayi, duygusuzca boyle olmayi istemiyorum artik. Artik bir artik olmayi istemiyorum..."
SulTaN |
||||||||
|
|